Skip to main content

Omurga Eğriliği Ameliyatı

Omurilik eğriliği ameliyatı, omurilik tedavisi için en son tercih edilen yöntemdir. Omurilik eğriliği şikâyetinde müdahale edilmesi gereken bölgenin vücut için son derece hayati konumda olması nedeniyle burada cerrahi bir operasyona başvurmaktan kaçınılır. Bunun yerine hastaların yaş grubuna ve vücut dirençlerinin durumuna göre eğriliği dışarıdan düzeltmeye yönelik tedavi yöntemleri denenir.

Bunlardan ilk aşama olan ve hastanın gündelik işlerinde en az değişiklik yaşamasını sağlayan yöntem fizik tedavi egzersizleridir. Bu yöntem genellikle 12 yaş altı çocuklarda kullanılır. Vücut gelişim sürecinde çok az yol kat edebilmiş 10 yaş altı çocukların omurilik eğriliği ameliyatına tabi tutulması, akciğer gelişimini büyük ölçüde engeller. Bu yüzden omurilik eğriliğine erken yaşta müdahale etmek ve önüne geçebilmek için çocuk, vücut dayanıklılığını, kondüsyonu ve esnekliği artıracak spor egzersizlerine yönlendirilir. Yine bu ve daha ileri yaşlarda olup büyüme plajkları kapanmamış hastalara, ameliyat sınırını henüz geçmemişlerse korse tedavisi de uygulanabilir.

Tüm bunlar etkisiz kalır veya istenen etkiyi oluşturmaktan uzak olursa o durumda çocuklarda boy uzaması devam ettiği için büyümeyi kontrol eden veya büyümeyi yönlendiren ameliyatlar tercih edilir. Bu ameliyatlar arasında uzayan rod ameliyatları, manyetik rod ameliyatları, kendiliğinden uzayan rod sistemleri ile omurga ameliyatları gibi yöntemler mevcuttur. Genellikle bu ameliyatların sonunda çocukların omurga büyümeleri tamamlandığı zaman kalıcı ameliyatları gerçekleştirilir.

Ülkemizde omurilik eğriliği ameliyatı alanında son zamanlarda büyük gelişmeler yaşanmıştır. Bu gelişmeler ameliyat sonrası felç kalma ihtimali ve ölüm riskinin büyük ölçüde azalmasını sağlamıştır. Nöromonitorizasyon denilen işlem sinir fonksiyonlarının ameliyat boyunca izlenmesini sağlar. Gerek duyu gerek motor sinirler bir bilgisayarlı cihaz yardımı ile izlenir ve sinirlerde herhangi bir rahatsızlık oluşursa cihaz cerrahi ekibe bilgi verir. Bu durumda sinir dokusunu rahatsız eden işlemi geri çevirmek ve dokuyu riskten kurtarmak genellikle mümkün olmaktadır.

Noromonitorizasyon tekniği geliştirilmeden önce yapılan ameliyatlarda hastaların, ameliyat masasından felç olmuş şekilde kalkma ihtimalleri nispeten fazlaydı. Zira omurilik eğriliği ameliyatını gerçekleştiren hekim, sinirlerde meydana gelen aşınmayı ancak ameliyat sonrasında hastanın bilinci yerine geldikten sonra yapılan fiziksel muayene sonrasında anlayabiliyordu. Sinirlerdeki işlev kaybının bu kadar uzun bir süre sonra anlaşılması ise tedavi edilebilme şansını tamamen ortadan kaldırıyordu. İşlev bozukluğunun ameliyat sürerken fark edilmesi durumunda böylesi sürprizlerin ortaya çıkma ihtimali oldukça düşüktür. Bir kaç müdahale ile sinirlerin işlevini kaybetmesinin önüne geçilebilir veya bu mümkün değilse ameliyata devam etmek için daha az riskli olan başka bir bölgeden ilerlenebilir.